LGBTİ Bireylerden Saraçhane’deki Nefret Eylemine Tepki

T24’ten Fulya Açıkel’in haberine nazaran LGBTİ+ bireyler; kendi cinsel kimliklerine yönelik sertlik eylemlerinin ve nefret söylemlerinin çözümünün, bireylere verilen eğitimden geçtiğini ifade ederek, toplumda ‘var olma’ mücadelelerine devam edeceklerini dile getirdi. 

“Korku ve baskı kültürünün toplumun her kesiminin DNA’sına işlediği apaçık”
Hususi sektörde çalışan ve güvenlik sebebiyle adını ‘Onur’ olarak açıklayan 35 yaşındaki eşcinsel kişi, LGBTİ+ karşıtı yürüyüşe yönelik olarak şu şekilde konuştu: 

“LGBTİ+ karşıtı yürüyüşün tamamen siyasal bir amacı bulunduğunu düşünüyorum. LGBTİ+ karşıtlığı dönem dönem gündeme gelen, toplumun bilgisizliğinden meydana gelen ve hassasiyeti olan bir mevzu. Ülkede iktisat, iç güvenlik şeklinde birçok negatif mevzunun gündem olması gerekirken, niçin şimdi LGBTİ+ karşıtlığı gündemde, onu sorgulamak gerekiyor. Korku ve baskı kültürünün toplumun her kesiminin DNA’sına işlediği apaçık. Bilhassa 2023 seçimlerinin yaklaşması ve insanların geçim derdinin olması sebebiyle, seçmen kitlelerinin duygusal yönlerine hitap edecek benzer vakalarda artış olacağını öngörmek oldukça zor olmasa gerek.

Demokratik, çağdaş ülkelerde yasalara aykırı olmamak kaydıyla her türlü şov ve yürüyüşün yapılması oldukça düzgüsel. İnsanlar fikir ve isteklerini kitlesel olarak dile getirebilmeli. Sadece bizim şeklinde halihazırda demokrasi bilinci ve kültürü oluşmamış toplumlarda halkı galeyana getirip, sertlik ve hatta ölüm şeklinde sonuçlar doğurabilecek bu tür gösterilerin amacı hakkında pozitif yönde düşünemiyorum. Bu yürüyüş, LGBTİ+ bireylere yönelik nefret söylemlerini ve işlenen suçları kesinlikle artırır. Toplumun belli bir kısmını daha da cesaretlendirip, dışlanan ve esasen baskı gören öteki bir kısmına karşı sertlik ve nefret suçları işlenmesi için cesaretlendirir. 

LGBTİ+ bireylerden, Saraçhane’de düzenlenen ‘Büyük Aile Buluşması’na tepki: “Korku ve baskı kültürünün toplumun her kesiminin DNA’sına işlediği apaçık!”
“Devletin resmi bir kurumu olan RTÜK’ün, ayrımcı, dışlayıcı ve ötekileştirici bir yayını ‘kamu spotu’ adı altında kendi ideolojilerine alet etmesi kabul edilebilir bir durum değil”
Onur, LGBTİ+ karşıtı yürüyüşü destekleyen videonun RTÜK tarafınca ‘kamu spotu’ olarak onaylanmasına ilişkin olarak ise, “Devletin resmi bir kurumu olan RTÜK’ün, yalnız toplumun bir kesiminin düşüncelerini destekleyen, ayrımcı, dışlayıcı ve ötekileştirici bir yayını ‘kamu spotu’ adı altında kendi ideolojilerine alet etmesi kabul edilebilir bir durum değil. Üstünde tartışılmasının bile utanç verici olduğu, ülkemizin İran, Afganistan şeklinde ülkelerle aynı düzeyde olduğu hissiyatı dehşet verici. Her geçen gün daha oldukça baskı, diktatörlük, korku ile yaşayacak olmanın karamsarlığını duymak ise oldukça acı. Bir LGBTİ+ kişi olarak yaşamın ufak bir kısmı hariç, hiçbir yerde hiçbir şekilde rahat hissetmiyorum. LGBTİ+ bireylerin Onur Yürüyüşleri’ne izin verilmezken, LGBTİ+ karşıtı bir yürüyüşe iyi mi izin verildiğini idrak etmek güç. Problem terbiye ise; ufaklıklara, hanımefendilere uygulanan rahatsız etme ve sertlik, insanların ayrıştırılması, her gün karşılaştığımız hanım cinayetleri, yolsuzluk iddiaları ve çevreye verilen tahribat niçin terbiye anlayışımızın bir parçası değil?” ifadelerini kullandı. 

“Birçok insan hala cinsel kimliğini saklamak zorunda”
LGBTİ+ bireylerin; eğitim hayatında, toplumsal yaşamda ve iş hayatında oldukça ciddi ayrımcılık, baskı ve şiddete maruz kaldığını vurgulayan Onur, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Günümüzde insanoğlu geçmişe nazaran birazcık daha bilgili sadece benim şeklinde birçok insan hala cinsel kimliğini saklamak zorunda. Toplumdaki baskı aileden başlıyor, en mühim mesele bu. Birçok çocuk ailesinden almış olduğu bu kültürle büyümüş olduğu için bunu yaşamın öteki alanlarına da taşıyor. Bu yüzden LGBTİ+ bireylere yönelik şiddetin çözümü de eğitimden geçiyor. Aile içinde başlamış olan eğitim, okulda eğitim, iş yerinde eğitim. Başka hiçbir çözümü yok. Yasa çıkartmak oldukça kolay, sadece o yasalara uymak için ilkin eğitim lüzumlu. Türkiye’de LGBTİ+ örgütleri oldukça ciddi emek sarfediyorlar, sadece bu coğrafyadaki her politik oluşum şeklinde bir araya gelip kendi içlerindeki anlaşmazlıklarda uzlaşamadıkları için kafi örgütlü güce haiz olamıyorlar. 

“Oy kaygısı ve siyasal çıkarlar sebebiyle hiçbir karşıcılık parti ses çıkaramıyor” 
Hiçbir partinin LGBTİ+ fertleri hakkaten ‘terbiye problemi’ olarak gördüğünü sanmıyorum. İktidarın ve muhalefetin bu tutumlarının, bazı kitleleri kendilerine çekmek icin kullandıkları ideolojik bir tabanca bulunduğunu düşünüyorum. Sadece bu tutum diktatörlük, ayrımcılık ve sertlik haricinde hiçbir amaca hizmet etmiyor. Bir sistemde siyasal partilerin görevi, temsil ettikleri kitlelerin fikirlerini dile getirmek değil midir? Karşıcılık, adı üstünde demokrasilerde iktidarın denetim mekanizması değil midir? LGBTİ+ karşıtlığını gündeme getirdikleri zamanlama da o denli muhteşem ki… Oy kaygısı, koalisyon arayışları, siyasal çıkarlar sebebiyle hiçbir karşıcılık parti kimseyi kızdırmamak için ses çıkaramıyor.”  

“Biz bu toplumda hep vardık, var olmaya da devam edeceğiz”
24 yaşındaki eşcinsel kişi Kadir ise, “Herhangi bir insandan, o insanoğlunun varoluşundan bu kadar nefret edilmemeli. Bu yürüyüşün, halkı tamamen nefrete ve ayrımcılığa teşvik etmiş olduğu oldukça açık. LGBTİ+ bireylerin yalnız yürüyüp eğlenecekleri Onur Yürüyüşü’ne bu kadar karşı çıkıp tepki gösterirken, bu şekilde nefret dolu bir yürüyüşün yapılmasına iyi mi izin verildiğini hepimiz şeklinde ben de merak ediyorum. Ülkenin gündeminde bu kadar tepki gösterilecek vaka varken, LGBTİ+ fertleri hedef göstermek oldukça acınası bir durum. Konser ve festivaller güvenlik öne sürülen nedeni ile yasaklanıyorken, insanları kin ve nefrete yönelten ve LGBTİ+ fertleri aşağılayan bir yürüyüşünü gerçekleşmesi tamamen saçmalık. Artık LGBTİ+ bireylere nefret duyan insanoğlu, RTÜK onayıyla gösterilen kamu spotu başlığı altındaki video yardımıyla devletin de yanlarında bulunduğunu düşünerek daha rahat davranabilecekler. Sadece gene de bu şekilde yürüyüşler yaparak bizi ötekileştiremeyecekler. Biz bu toplumda hep vardık, var olmaya da devam edeceğiz” dedi. 

“Öğretmenimin bana, ‘sen moda ile ilgili bir meslek seçmelisin şu sebeple o sektörde bu şekilde hafifçe kırık insanoğlu ilerleyebilir’ demesini unutamıyorum” 
Cinsel yöneliminin farkına vardıktan sonrasında yaşamış olduğu zorluklara değinen Kadir, şu şekilde konuştu:

“Toplumsal hayatımda, her LGBTİ+ kişi şeklinde belli zorluklarla karşılaşıyorum, en önemlisi hepimiz şeklinde özgürce yaşayamıyorum. Hemen hemen daha 16 yaşımdayken, lisedeki bir öğretmenimin bana, “Sen moda ile ilgili bir meslek seçmelisin şu sebeple o sektörde bu şekilde hafifçe kırık insanoğlu ilerleyebilir” şeklinde bir cümle kurmasını hala unutamıyorum. Şimdi düşünüyorum da o süre bu şekilde bir tepkiden ziyade öğretmenimden destek görmek arzu ederdim. Fazlaca şükür ki bugüne dek bir fizyolojik bir şiddete uğramadım; bu tarz bir olay için şükretmek de oldukça üzücü bir durum. İnsanların karşı çıkmalarının sebebi, çocukluktan beri belli kalıplarla büyütülmemiz ve insanların değişik olabileceğinin aşılanmamasından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı. 

“Her insanoğlunun yaşam hakkı vardır, bu yaşam hakkı bizlere de tanınmalı”
Bizlerin, toplumda yok sayılmasına ve ötekileştirilmesine yol açan söylemlere ve etkinliklere kesinlikle karşı gelinmeli. Her insanoğlunun yaşam hakkı vardır, bu yaşam hakkı bizlere de tanınmalı. Cinsel yönelimimiz yüzünden, temel gereksinimlerimizi karşılamak için bile giremediğimiz bölgeler var. LGBTİ+’lara karşı nefret söylemlerinin ve şiddetin önüne geçmek için ilk adım olarak okullarda cinsiyet, cinsel sertlik, yazışma şeklinde mevzularda eğitimler verilebilir.” 

“Yaşadığım şehirde, birkaç çevre ötemde, beni yok etmek isteyen koca bir tayfa vardı!”
LGBTİ+ aktivisti Esin ise, Saraçhane’de düzenlenen ‘Büyük Aile Buluşması’na ilişkin olarak şu şekilde konuştu:

“İnsanları cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, dini, dili, ırkı ile ayrıştıran bir karşıtlık yürüyüşü iyi mi mantıklı olabilir ki? Saçmalıktan başka bir şey değil, şu sebeple insan haklarına aykırı. Nefreti örgütlemek ve bunu sürdürmek olabilir mi? RTÜK esasen senelerdir ciddiye almadığımız bir müessese olup çıkmıştı fakat bunu kamu spotu olarak paylaşıp LGBTİ+’ların yaşamlarını daha da zorlaştırmak ve buna örgütlemek… ‘Daha çok ne yapabilirler acaba’ dedirtiyor insana. Ana karşıcılık partileri de bir ihtimal bir halde oy çokluğunun peşinden koşarken, tepki çekmemek için sustular. Kim bilir kendilerince mübahtı susmaları, sadece tarih susan herkesi not etmiştir. Bu şekilde bir yürüyüşle; nefreti örgütlüyorsun, ateşliyorsun. Yaşadığım şehirde, birkaç çevre ötemde, beni yok etmek isteyen koca bir tayfa vardı! Devletin senelerdir yapmış olduğu yıldırma politikalarının hiçbiri üzerimizde işe yaramayacak. Kendi kitlelerini kendilerince örgütlemeye çalışıyorlar, sadece gene de bu coğrafyanın LGBTİ+ fertleri yılmadan devam ederler mücadelelerine.

“Çocukluktan itibaren başlamış olan bir sertlik bu; ‘adam Fatma’larla başlamış olan”
Her yıl olduğu şeklinde bu yıl da Onur Yürüyüşü’nün olduğu gün, sabahtan itibaren alanlardaydım. Son yılların en büyük gözaltı operasyonunu bizlere yaşatıp, 373 kişinin gözaltına alınmasına sebep olmaları ve tüm LGBTİ+’ların yılmadan usanmadan sabaha kadar alandan uzaklaşmaması çok büyük bir güçtü benim için. Tekrardan doğdum; daha da güçlendim, güçlendik. Çocukluktan itibaren başlamış olan bir sertlik bu; ‘adam Fatma’larla başlamış olan… Aileme açılma sürecim benim için ayrı bir süreçti; zorluklarla başlamış olan ve arkasından ilişkilerin bitmesine varan bir süreçti. Sokakta partnerimi öpüyorum diye aklımda şişe dahi patlattılar… Son 6 senedir devletle savaşım halindeyiz, nelere maruz kaldığımız ortada senelerdir.  Etik bir halde insanları ayrıştırmadan çalışan STK’ların, bu toplumu kurtarabileceğini düşünüyorum. LGBTİ+ örgütleri ve aktivistleri de sağolsunlar varolsunlar, ellerinden geleni yaptıklarına inanırım. Daha oldukça imkanlarının olmasını ve daha da dayanışma temenni ediyorum yalnız.  Bu yürüyüşü destekleyenlere de, ‘komşu komşunun külüne muhtaçtır’ demekten başka bir şey demek istemiyorum hakkaten. Tanrı akıl düşünce ve hoşgörü versin kendilerine inşallah.”  

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan